Nilgün Okay

 

Selam çocuklarım…

Sizleri o karanlık sokaklara emanet eden, bırakan, ne yazık ki terk eden bizleriz. Talihsiz acılardan geçtiniz ve geçmektesiniz. Bizler iyi veya kötü sıcak evlerimizde kendi karanlıklarımızda uyurken siz; sert, acımasız, kavurucu acılarınız içerisinde korkularınız, özlemleriniz, şaşkınlıklarınız ve öfkelerinizle savaşıyorsunuz. Küçücük bedenlerde zihinlerde yaşanan bu acıların suçluları sadece bizleriz.

İtiraflarımız adına yazacak o kadar çok şey var ki;

Bizlere düşen bunları konuşmak veya yazmak değil, sizler için az ya da çok elimizden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışmak, çabalamak. Ama maalesef dertlerinizi, sıkıntılarınızı sadece konuşmayı tercih ediyoruz ve doğal olarak bu da sizlere yetmiyor ve yetemez. Sonuca baktığınız da maalesef elinizde kocaman bir “Sıfır”  Oysa ki siz yardım isteyemeyecek kadar gururlu ve onurluyken…

Samimiyet; bir türlü beceremediğimiz, becermeye çalıştıkça elimize gözümüze bulaştırdığımız hal veya duygu. Halbuki sizin bizlerden beklediğiniz yardımın yansıra, hatta yardımdan çok daha önemlisi samimi duygular.

Can çocuklarım, sizler bizim aynalarımızsınız. Aslında biz sizlerden kaçarak kendimizden kaçıyoruz. Toplumca hepimize düşen görev hepinizi samimi duygularla sarıp sarmalamak ve sevmek. İyi ki sizleri tanıma şansına sahip oldum. Elimden geldiğince, gücüm yettiğince sizlere destek olacağım, hepinize söz veriyorum!

 

Nilgün Okay